KONUYLA İLGİLİ GENEL AÇIKLAMA

Tüm varlık alemi tevhidi temsil edebilmek manasında varlıklarını sürdürmek ve hakkın bir parçası olabilmek için Allah varlığına kıyasen davranış biçimleri oluşturmak zorundadır . Biz Allah varlığının anlaşılması konusunda elimizde yegane delil olan tevhidi , onun isimleri aracılığı ile varlık alemi üzerindeki ahkamsal etkisi sayesinde kavramaktayız . İşte bu ahkamı irdelemenin manası Allah ‘  ın insanlığa sunduğu onun varlığından haberdar olunması muradının , insan varlığındaki yansıması olan tevhid bilinci geliştirme lutfudur . Diğer bir değişle insan ,  Allah varlığının ahkamı gereğince ki bunun tümüne tevhid demekteyiz , oluşturacağı davranış biçimlerinde onun varlığına kıyasen davranışlar ve tevhid bilinci üretebilme becerisi üzere kurgulanmıştır .

Davranış biçimleri oluşturma , davranış kararları alma konusunda insan kompozisyonun  en açık etkiye maruz kaldığı husus yine insanın kendi nefsidir .  Nefsin duygu , düşünce ve psikolojiye yansıttığı kıyas içerikli tahammülsüzlüğe yönelik algılar , davranışlarımız üzerinde tek karar mercinin kendisi olma iddiasından kaynaklanmaktadır . Sağduyumuz diyebileceğimiz yönlerimiz olan gönül ve akıl işbirliğimiz , tevhid bilinci oluşturma konusunun en önemli unsuru olan nefsani ( nefis ile ilgili ) tekamül sürecinin diğer bir ifade ile nefsin gelişiminin , Allah varlığına kıyasen bir varlık olduğu şuurunun izdüşümlerini ona nakşetme görevini yerine getirmezse , nefs tipik davranış tarzı olan kendisine ait olmayan üstünlük makamlarını kendinden bilme veya aşağılanmayı kabul etme noktalarında bir mekan tutarak oluşturduğu algıların baskısı ile insana davranış kararları aldırmak ister . Gönül ve akıl işbirliğimizin oluşturacağı bilinç , nefsani eğilimlerin ortaya koyduğu kavramsal yönlendirmelere yada algılara binaen tevhiden anış yada zikrin , Allah ‘ ın hangi isminin olacağının tespiti olmalıdır . Nefsin gelişimi ise insanı davranışa yönlendirme gayreti içinde olduğu ve kendi oluşturduğu batıl eğilimlerin , buna bağlı algıların itibari değerinin hiçlik olduğunu öğrenmesidir .  Gönül ve aklın ,  nefsin bize hangi davranış biçimini kabullendirmeye çalıştığının tespiti ve nefsin duygu düşünce veya psikolojiye yansıttığı baskıcı algıların  Allah ‘ ın hangi ismi tarafından kuşatıldığının çözümlemesi ve onu anış , tevhid bilincinin en basit tarifidir . Şöylede söyleyebiliriz nefsin kendisinin olarak kabul ettiği tüm üstünlük makamları ile seçtiği tüm aşağılanmayı kabul noktaları batıl birer vehimdir . Kur ‘ anı Kerimde de belirtildiği gibi rahatsız edici nefsani algılar ancak Allah ‘ ın anılması ile bertaraf edilir yada gönül sükun bulur.

Biraz açmaya çalışırsak , bir an varlığını çevresinden üstün görme eğiliminde olan nefs birkaç dakika sonra kendisine acıyabilir . İşte hiç bir aidiyeti olmayan üstünlük makamlarından kendisine bir yer seçmeye çalışan nefs ile, aşağılanmayı kabul eden nefsani hallere tipik bir örnektir bahsedilen ve biz bunları mahzun olma bölgeleri olarak tanımlayabiliriz . Allah gönül alemini yaratarak kendimize ait maddi , manevi hiç bir farklılıktan ötürü mahzun olmayacağımızı beyan etmektedir . Eğer nefsin mahzun olma bölgesinden seçtiği bu hallerin etkisi altında bir davranış gerçekleşirse , buna şirk koşan nefsani hal denir ve nefsimizde müşrik olur ki bu oyundan şiddetle sakınmalıyız , zira Allah indinde affı yoktur . Batıl eğilimlerini davranışa dönüştürerek müşrik durumuna düşen nefs mutlaka mahzun olur . Bu yüzden hak davranışların yegane kaynağı olan  Kur ‘ an ve Peygamber ( sav ) in sünneti mutlaka öğrenilmeli , nefsani algıların bertarafı akabinde davranışlarımızı nasıl oluşturacağımızı bilir durumda olmalıyız .

Nefsin davranışlar üzerinde etkili olma gayreti ile büründüğü haller aslında bizim günlük hayatımızda sürekli kullandığımız kavramların izdüşümüdür . Örneğin can sıkıntısı nefsani bir eğilimdir ve bizi belli bir davranışa yönlendirme gayretinin algısallaştırılmasıdır . Böylece tüm bu nefsani kavramsal algıların genel ismine şirk demekteyiz , isteksizlik, sinir olmak , nefret , sevgisizlik gibi tüm duygularımızı tarif eden tanımların arkasındaki fail gerçekte nefistir . Buna bağlı olarak şirk , nefsin tüm batıl algılarını ifade eden genel bir kavramdır ve özünde ,  nefsin kendisini sağduyunun gözetiminden saklayarak tüm davranışlarımızın kararının alınışında , bir alışkanlık eğilimi gibi sanki faili kendisi değilmiş aldatmacası ile sorgusuz bir bünye , insan yaratmaya çalışmak yatar . Allah ‘ ın isimleri bölümünde anlatılmaya çalışılacak kavramlar yukarıda şirkte olduğu gibi kalın puntoyla yazılmıştır ve bu kavram karşısında anılacak Allah isminin ne olacağı çözümlenmeye gayret edilecektir . Nefsani bir algının oluşumunda veya içinde bulunduğumuz bir sohbet esnasında bu kavramlardan bahsedildiğinde gramerde hangi sınıfa girerse girsin mutlaka Allah ‘ ın ilgili ismi anılmalıdır . Daha önce zikredildiği gibi şirk genel bir kavramdır , diğer bir ifade ile nefsin edeplenmemiş , tekamül etmemiş ve davranışlar üzerinde etkili olmaya çalıştığı tüm yönlerini tanımladığı için eğer şirk koşan müşrik bir nefsten bahsediyorsak muhakkak ALLAH demeliyiz . Kısaca müşrik nefsin zikri Allah lafzıdır .

0 Kişi okudu