<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>
<rss version="2.0" 
  xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
  xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
  xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
  xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">

<channel>
<title>Tevhid islami site islam ger&amp;ccedil;ekleri - Haberler - Haberler</title>
<link>http://tevhid.biz</link>
<description>islami site portal haber</description>
<dc:language>en-us</dc:language>
<dc:creator>admin@tevhid.biz</dc:creator>
<dc:date>2008-10-11T05:12:23+03:00</dc:date>

<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<sy:updateBase>2008-10-11T05:12:23+03:00</sy:updateBase>

<item>
<title>Kurban: Allah'a yakın olmak</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=325</link>
<description><![CDATA[“Allah’a yakınlaşmak” için kestiğimiz kurbanla anlam kazanan bu bayramı, “Allah’ı anma günleri” haline getirebilmek için, Allah’a gönülden teslim olmalı, en sevgili varlığımız -‘İsmail’imiz’- ne veya kimse onu Allah’a kurban etmeliyiz. 
<p>
Kurban Bayramı’nın özünü; Hz. İbrahim’in(a.s), en sevgili varlığı olan oğlu Hz. İsmail’le imtihan edilişi, iman, samimiyet, iyilik örneği bu iki peygamberin Allah’a kayıtsız-şartsız teslimiyetleri (Kur’an, 37/103) ve bunu simgeleyen “kurban” ibadeti oluşturur. 
<p>
“Rabb’in için kurban kes.” (108/2) emrine uyan -imkan sahibi- müminler, “İbrahimî bilinç”le kurbanlarını keserler, karşılığını yalnız Allah’tan bekleyerek etlerin bir bölümünü fakirlere dağıtırlar ve bu ibadeti Allah’a yakınlaşmak için vesile sayarlar. Hep birlikte bayram namazlarını kılıp birbirleri ile kucaklaşır, hediyeleşir, kardeşliklerini pekiştirirler. 
]]></description>
<guid isPermaLink="false">325@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>Ramazan Orucu</dc:subject>
<dc:date>2008-10-04T00:43:23+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>AKİDE VE TEVHİDİN TANIMI</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=323</link>
<description><![CDATA[Akide ile, imanın altı rüknünü kastediyoruz. Nitekim bir hadisi şerifte Peygamberimiz Ebu Hureyre'nin "İman nedir?" sorusuna şu şekilde cevap vermiştir: "İman Allah'a (c.c), meleklerine, kitaplarına, ahiret gününe, peygamberlerine ve kaderin tamamına inanmandır." (Sahihi Müslim, 1/31)
       Hz. Ömer'den gelen bir hadis-i şerifte Hz. Ömer "Ya Rasulullah bana imandan haber ver" sorusuna cevaben Efendimiz "Allah'a (c.c), meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerrin Allah'tan (c.c) olduğuna inanmandır." buyurmuştur. ( Kırk Hadis, Nevevi)
       "Akide" lugatta ahd veya satışı neticelendirip bağlamak manasında olup "Akade" kökünden gelmektedir. (Kamusu Muhit, 1/315)
       "Akide" kalbe yerleşip, gönlün derinliklerinde sebat bularak adeta sağlam bir kulp halini almıştır. 


       İMANIN RÜKÜNLERİ ]]></description>
<guid isPermaLink="false">323@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-30T00:00:11+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>MÜSLÜMAN TOPLUM</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=322</link>
<description><![CDATA[Şimdi ise fertlerini müslüman şahsiyetlerin oluşturduğu İslami toplumu inceleyelim. İslam akidesinin terbiye ettiği müslüman şahsiyetini kalbi sakin, gözü mesrur, her türlü dünyevi endişeden uzak mutmain bir şekilde görürsün.
       Onlardan biri şöyle der: "Biz öyle bir saadet içindeyiz ki padişahlar bunu bilseler, bunu elde etmek için bizimle çarpışırlardı." Abdullah b. Mübarek'e


- Melikler kimdir? Denince
- Zahidlerdir
- Sefiller kimlerdir? Denince
- Dinlerine ihtimam göstermeyenlerdir.
- Sefillerin daha aşağısı kimlerdir? Denince
- Başkalarının dünyası uğruna kendi dinini zayi edenlerdir, der.]]></description>
<guid isPermaLink="false">322@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-29T23:59:21+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>ALLAH'IN ŞERİATINI TERK ETMEK</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=321</link>
<description><![CDATA[Şeriatın terki din çizgisinden çıkış demektir.

"Hayır; Rabbine ant olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar. " (Nisa. 65) Allah'ın şeriatını hakem kabul etmenin insan hayatındaki ehemmiyetini kısaca beyan ettik. Bu ayetin tahlilini yaptıktan sonra İbni Hazm'a göre ayetin umumi oluşunu, te'vile ihtimali olmayışını, ayetin zahirinden çevirecek başka bir nassın bulunmadığını, bunu tahsisleştirecek bir delil de gelmediğini beyan ettik. Bazı âlimlerin buradaki imanı "İmanı Kemal" ile te'vil etmelerine cevap verdik. Burada sözün özü şudur:]]></description>
<guid isPermaLink="false">321@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-29T23:58:09+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>ALLAH'IN (CC) HÜKMÜNE RIZA GÖSTERMEK</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=320</link>
<description><![CDATA[Allah'ın (cc) hükmüne rıza göstermek akidenin temel esaslarındandır.
       Kulluğun ilk şartı Allah'ın (cc) şeriatını anayasa kabul etmektir. Beşeriyetin içine düştüğü bu hal, insan fıtratının duçar olduğu bu bozuk durumlar; karada ve denizde insanların kendi elleri ile işledikleri cürümlerden ve "Allah'ın (cc) kitabını hakem tayin etme" prensibinden uzaklaştıkları içindir. İnsanların içine düştüğü kaosun tek ilacı Allah'ın (cc) kanunlarının yeryüzünün idaresine hâkim olmasıdır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">320@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-29T23:56:55+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>ALLAH VE RASULÜNÜ HAKEM TAYİN ETMEK</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=319</link>
<description><![CDATA[Bu hüküm etrafında bazı müfessirlerin kavillerini zikredelim. Kadı Ebu Ya'la el-Hanbelî şöyle der:"Hüküm hususunda tağuta müracaat etmek, Hz. Muhammed'in hükmüne rıza göstermemek küfrü gerekli kılar."
Buna Deliller:
       Birinci olarak: Allahu Teala şöyle buyurur. "Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tağutu tanımamakla emr olundukları halde tağutun önünde muhakemeleşmek istiyorlar." (Nisa, 60)
       Allah (cc) tağutun hakem yapılmasını ona iman olarak kabul etmiştir. Şüphesiz tağuta iman Allah'a küfürdür. Nitekim tağutu inkârda Allah'a imandandır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">319@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-29T23:55:35+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>AKİDEYİ TERK ETMENİN DOĞURDUĞU NETİCELER</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=318</link>
<description><![CDATA[Dinden kendini soyutlayan sabit bir akideye boyun eğmeyen insanlığın ulaştığı nokta nedir? Ahlâkın, dinlerin, düşüncenin örf ve adetlerin devamlı bir gelişme süreci içinde olduğunu söyleyen, maddi ve teknolojik açıdan ileri seviyeye ulaşmış ülkelerde sahih akidenin terkinin doğurduğu neticeler şöylece sıralanabilir.
1. Sosyal adaletin olmayışı, servet dağılımındaki çarpıklıklar, bir tarafta aşırı derecede servet sahibi zenginler, diğer tarafta korkunç fakirler. Bu da bir tabakanın diğer tabaka üzerine çömezleşmesiyle fakir halkın kalbinde düşmanlık ve kin duygularını kabartmış, toplumu adeta bir uçurumun, bir yanardağın kenarına atmıştır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">318@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>TevhidKonular</dc:subject>
<dc:date>2008-09-29T23:54:46+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>KADİR GECESİ</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=312</link>
<description><![CDATA[Kur'ân-ı Kerim'in inmeye başladığı Ramazan ayı'nın yirmi yedinci gecesi. İslâm'da en kutsal ve faziletli gece Kadir gecesidir. Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur'ân-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. " (Kadir sûresi, 97/ 1-5)

Bu sûrenin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir kere Rasûlüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirâma İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir sûresini indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).
]]></description>
<guid isPermaLink="false">312@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>Ramazan Orucu</dc:subject>
<dc:date>2008-08-26T21:01:14+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>Mirac Yükselmek</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=311</link>
<description><![CDATA[Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.]]></description>
<guid isPermaLink="false">311@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>Ramazan Orucu</dc:subject>
<dc:date>2008-08-26T20:56:45+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

<item>
<title>RÜ'YET-İ RAMAZAN HİLAL ORUÇ</title>
<link>http://tevhid.biz/modules.php?name=News&amp;file=article&amp;sid=310</link>
<description><![CDATA[Hilal'in görülmesi. Hilal; ay'ın batı tarafında göründüğü sıradaki halidir. İkinci ve üçüncü günü ay'a da aynı isim verilir. "Rü'yet" görme anlamındadır. Rü'yet-i hilal de bu hilallerin izlenerek çıplak gözle görülmesi anlamında bir İslâm fıkıh terimidir.

Güneş ve ayın hareketleri bütün toplumlarda ay ve yıl hesapları için bir ölçüt olarak kabul edilmiştir. Kamerî takvim, ay ve yıl hesaplarında ayın hareketlerini esas alan takvimdir. İslâm dininin temel ibadetlerinden olan oruç ve hac ibadetlerinin vakitleri, ayın dünya etrafındaki dönüşlerine göre belirlenmiştir. Kur'ân'da şöyle buyurulmaktadır: "Sana hilalleri soruyorlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir" (el-Bakara, 2/ 189).

Kameri aylar, hilalin batıda görülmesiyle başlar. Hilalin tekrar batıda görünmesi bazen yirmi dokuz bazen de otuz gün sürdüğünden, kameri ayın başlangıcını tesbit etmek ancak onu sürekli izlemekle mümkündür.
]]></description>
<guid isPermaLink="false">310@http://tevhid.biz</guid>
<dc:subject>Ramazan Orucu</dc:subject>
<dc:date>2008-08-26T20:46:27+03:00</dc:date>
<dc:creator>Gönderen: yonetici</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>
